Açıkça Konuşun: Sedef Hastalığına Bakış Açıları

Lianne'in kaleminden

28 yıl önce, yani daha 5 yaşındayken bana sedef hastalığı tanısı konuldu. O zamanlar tedavimin takibini annem yapıyordu. İnternetin ya da Google'ın olmadığı bir zamanda, elimde sadece doktorların önerileri ve başkalarının tavsiyeleri vardı. Neyse ki o zamandan günümüze dünya gelişti. Artık birçok kaynağa erişebiliyoruz ancak bunların tamamı doğru olmayabiliyor.

Bu kadar uzun süredir bu durumla yaşayarak, yaşam tarzımın ve çevresel faktörlerin hastalığımda etkili olabileceğini fark ettim. Herkesin sedef hastalığı farklı şekilde ilerlese de dış faktörlerin etkisini incelemek, yaşadıklarınızın siz ve doktorunuz tarafından daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Kulağa deneme-yanılma gibi gelebilir ve çoğu şey gibi zaman ve sabır gerektirir. Aynı anda çok fazla değişiklik yapmak bunalmanıza neden olabilir ve stresinizi artırır, bu nedenle küçük ve anlamlı değişiklikler yapmak en iyisidir.

Denemeye değer olduğunu düşündüğüm birkaç önerim şunlar:

1. Uyku

Kolayca strese giren ve baskı altında hisseden biri olarak, bu duygularımdan kurtulmak  için yollar arıyordum. İnsanlar bana daha çok uyumamı söylediğinde onları dinlemiyordum. Ancak çocuk sahibi olduktan ve uyku benim için lüks hâline geldikten sonra uykunun sedef hastalığı üzerindeki etkisini fark edebildim. Kesin bir yatma saati belirleyerek ve buna bağlı kalarak, (çoğunlukla) kesintisiz 8 saatlik uykuyu öncelik haline getirdim. Bu sayede uykunun iyileştirici gücünü anlamaya başladım. Uykuya dalmakta zorluk mu yaşıyorsunuz? Odanızdaki teknolojik aletleri kaldırmayı, uyumadan bir saat önce telefonunuzu kapatmayı, sakinleştirici bir banyo veya meditasyon yapmayı deneyin.

2. Beslenme

Birçok kişiden duyduğum kadarıyla bazı besinler hastalığın belirtilerini artırıyormuş. Örneğin, domatesin hastalığın belirtilerini artırdığını duydum fakat domatese bayılırım! Her öğünde domates yiyebilirim. Beslenme düzenimi incelerken ve sedef hastalığını tetikleyen yiyecekleri elerken, asıl suçluları bulabilmek için bir yemek günlüğü tuttum. Bir süre sonra fark ettim ki domatesler beni o kadar da etkilemiyormuş. Kendi bedeninize kulak verin. Örnek olarak ben her zaman taze yemek pişirmeye, az süt ürünü tüketmeye, işlenmiş gıda ve rafine şekerlerden kaçınmaya çalışırım.

3. Cilt Bakımı Rutini

Gün boyunca havanın, kıyafetimizin, oturma pozisyonumuzun ve diğer birçok şeyin cildimizi nasıl tahriş edebildiği beni hep şaşırtmıştır. Tıpkı beslenme düzeninde olduğu gibi kişisel bakım ürünleri için de deneme-yanılma yapabiliriz. Bu döngü hiç bitmeyecekmiş gibi gelebilir ama buna kesinlikle değecektir. Şahsen ben kokusuz bir nemlendiricinin vazgeçilmez olduğunu öğrendim. Gün boyunca kullanabilmek için çantamda her zaman seyahat boyu nemlendirici taşıyorum.

4. Egzersiz

Egzersiz mutlaka spor salonuna kaydolmanız veya yüzme havuzuna gitmeniz gerektiği anlamına gelmez. Bu tür yerler yalnızca hastalığın aktif zamanlarında değil, normalde bile insanın gözünü korkutabilir! Bununla birlikte, sedef hastası olsanız da olmasanız da spor yapmak vücudunuz ve zihniniz için çok önemlidir. Kendinize uygun bir aktivite bulun ve bunu günlük yaşamınıza dahil etmeye çalışın.

5. Destek Sistemi

"Derdini söylemeyen derman bulamaz" atasözünü duymuşsunuzdur. Zor günler yaşarken bunun doğru olduğunu fark ettim. Dışarıdan alabileceğiniz çok destek var. Bu hastalıkla yaşayan birçok kişi, sosyal medyada deneyimlerini paylaşıyor. Bunları gerçek kişilerden duymak, sedef hastası olan herkesin cildiyle barışık olmasını sağlayabilir.

Doktorunuza Danışın

Cildinizle özgür yaşamayı hak ediyorsunuz. Peki doktorunuzla bunu nasıl paylaşacaksınız ? Bazen çekinmeden açıkça konuşmak zor olabiliyor.

İpuçlarına bakın

Sesiniz fark yaratıyor

Beklentileriniz hakkında açık olun. Açıkca konuşmak, kendinizden emin olmak ve kendiniz için iyi olanı talep etmek sizin elinizde. Öykünüzü paylaşmak diğer hastalara da ilham kaynağı olabilir.

İlgili makalele